Yaşam'a dair...

2006-10-12 13:45:00

Franklin bir çocuğa bir elma vermiş.Çocuk çok sevinmiş. Bir elma daha vermiş.Çocuk daha çok sevinmiş.   Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüş. Ve bir elma daha verince, çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu düşürmüş yere... BU sefer ağlamaya başlamış çocuk.   Hayat böyledir işte... Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.  "Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan." Bernard Shaw ... Devamı

Yeryüzündeki EN ler...

2006-10-09 12:32:00

Yeryüzünün 'En'leri...               - En geniş ülke 17 075 200 Km2 ile Rusya.          - En küçük ülke 0,44 Km2 ile Vatikan.          - En zengin üç ülke Kanada, Norveç, ABD.          - En fakir üç ülke Sierra Leone, Nijer, Etiyopya.          - En çok ülke ile sınır komşusu olan ülke 15 ülke ile Çin.          - En uzun ve kesintisiz sınır ABD - Kanada arasında.          - En kalabalık şehir, Japonya'nın Tokyo şehridir. 26,5 milyon.          - En çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine'dir. 689 dil ve lehçe.          - En büyük dalga Alaska'nın Liyuya Körfezi'nde 9.07.1958 de 524 m olmuştur.          - En derin yer B.Okyanus'ta Mariana adalarının doğusunda 10 923 m ile Challenger çukuru.          - En büyük çöl Orta-Kuzey Afrika'da 9.065.000 km2 ile Büyük Sahra Çölü.          - En yüksek dağ Nepal'de bulunan 8.850 m ile Everest.          - En yüksek şelale Venezuella'da bulunan 979 m Angel Şelalesi.          - En uzun nehir 6.656 km ile Nil Nehri.          - En uzun asma köprü 5 Nisan 1998 de Japonya'da açılan 3.911 m. Akashi-Kaikyo Asma Köprüsü.            - En şiddetli deprem 22.05.1960'da Şili'de gerşekleşmiştir. 9.5 şiddetinde.  ... Devamı

Hayırlı Cumalar...

2006-10-06 09:40:00

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla   1. Asra asdolsun; 2. Gerçekten insan, ziyandadır. 3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.   Asr suresi. Devamı

Dahiler çocukken belli oluyormuş:)

2006-10-04 09:55:00

Rakamların Diliyle   Mozart ilk konçertosunu kaç yaşında yazmıştır: 7 ••• Chopin ilk eserini kaç yaşında yayınladı: 8 ••• Chopin ilk konserini kaç yaşında vermiştir: 9 ••• Fatih Sultan Mehmed kaç yaşında tahta oturmuştur: 12 ••• Henry Ford kendisine kurduğu mekanik atölyesinde ilk buharlı makinesini yaptığında kaç yaşındaydı: 15 ••• Blaise Pascal, Descartes’in hayretle karşıladığı konikler üzerine olan eserini yazdığında kaç yaşındaydı: 16 ••• Blaise Pascal, aritmetik işlemlerini mekanik olarak yapan bir hesap makinesi yaptığında kaç yaşındaydı: 19 ••• Naim Süleymanoğlu en genç dünya rekortmeni unvanını aldığında kaç yaşındaydı: 16 ••• Bill Gates ilk şirketini kurduğunda kaç yaşındaydı: 17 ••• Bill Gates arkadaşı Altair ile birlikte program dili BASIC’i geliştirdiğinde kaç yaşındaydı: 19 ••• İbn Sina saray hekimi olduğunda kaç yaşındaydı: 18 ••• Şair Baki, tüm Osmanlı coğrafyasında ünü duyulduğunda kaç yaşındaydı: 19 ••• Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u fethettiğinde kaç yaşındaydı: 21 ••• Newton küçükler hesabı, beyaz ışığın yapısı ve evrensel çekim teorisi gibi fizik, matematik ve astronomi kanunlarını ortaya koyduğunda kaç yaşındaydı: 24 ••• Şeyh Galip, “Hüsnü Aşk” adlı eserini tamamladığında kaç yaşındaydı: 26 ••• Alexander Graham Bell, sağırların işitmesini sağlamaya çalışırken telefonu icat ettiğinde kaç yaşındaydı: 29 ••• Thomas Edison, sesi kaydedip yineleyebilen gramofonu geliştirdiğinde kaç yaşındaydı: 30 ••• William Shakspeare ünlü eseri Romeo ve Juliet’i yazdığında kaç yaşındaydı: 31 Betül Tomor/Zafer ... Devamı

Ebe- sobe cevapları

2006-10-02 11:26:00

Hayırlı haftalar dostlar.. Gözüm teyzem sobelemiş beni ve birkaç arkadaşı, İcabet etmek gerek Buyrun sorular ve cevaplarım..   1-     ÖLMEDEN ÖNCE YAPMAK İSTEDİĞİNİZ ŞEY Devr-i AlemJ   2-     EN ÇOK SEVDİĞİNİZ TATİL YERİ. Valla tatil olsun da neresi olursa olsun düşüncesindeyimJ   3-     EN ÇOK SEVDİĞİNİZ VE OKUMAKTAN KEYİF ALDIĞINIZ KİTAP En büyük keyifi İslam tarihi okurken alıyorum sanki onlarla beraber ben de yaşıyorum..   4-     EN ÇOK SEVDİĞİNİZ FİLM En çok sevdiğim film yok, güzel bir film seyretmekten hoşlanırım.   5-     MUTLAKA GÖRMEK İSTEDİĞİNİZ ÜLKE En büyük hayali devr-i alem olan biri için yanlış bir soru amaJ Çok ülke var  Mısır, Arabistan, Afrika, Hindistan, İtalya, Avsturya, v.s   6-     BULUNDUĞUNUZ ŞEHİRDE GİTMEKTEN EN ÇOK KEYİF ALDIĞINIZ MEKAN Deniz kenarı her mekanJ   7-     HAYATTA FARK ETTİĞİNİZ VE BİR İNSANDA MUTLAKA OLMASI GEREKEN 3 ÖZELLİK Hımmm hoşgörü, cömertlik, kişiliği oturmuş olma… çok sıralanabilir ama 3 demişlerr..   8-     BİR İNSANDA KESİNLİKLE OLMAMASI GEREKEN 3 ÖZELLİK Cimrilik, hasetlik(kıskançlık), hayasızlık L   9-     AİLENİZİN SİZE SÖYLEDİĞİ EN İYİ ÖĞÜT Ailem her şeyi yaşayarak tecrübe etmemi istediğinden özel bir öğütleri olmadı, yaşayışlarıyla anlattılar öğütleriniJ   10- HAYAT BİÇİMİNİZİ BELİRLERKEN ETKİLENDİĞİNİZ BİR SÖZ Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil… Nasıl amaJ   11- HAYATIN SİZE ÖĞRETTİĞİ EN İYİ DERS Allah aşkı Peygamber sevgisi olmayan yürekte bir siyah yalandır yaşamak… (M.Emin Tokadi hz.)   Soruların cevapları böyle, gözüm teyzeee gel de oku bakalım beğenecek misinJ Kimseleri sobelemiyorum artık korkulu rüyaya döndü sobelemeJ Kimseyi korkutmıyım da uçuklamasın kimseciklerJ)) Hayırlı bir gün diliy... Devamı

Ramazan'ın ilk cuması mubarek olsun..

2006-09-29 09:35:00

  "Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı." Bakara/183     "Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır." Bakara/184   Devamı

selamlar..

2006-09-27 12:47:00

merhaba tüm blogcu dostları.. yakşalık 1 haftadır yazı ekleyemiyorum bloğuma büroda yoğunluk kol geziyor:) güzel bir yazı araştıracak vaktim de yok başı boş kaldı birazcik blogcuğum :) Malum Mubarek Ramazan'ın da insana verdiği bir hantallık var bir kaç güne kalmaz geçer inşaallah:) oruç tutmak çok rahat elhamdülillah da uykusuzluk insanı mahvediyor, tüm gün yoğunluğun üstüne uyuklama isteği geliyor birde var sen düşün gerisini:) Berra hanımın da uykusuzluk günleri denk geldi bu güzel günlere, hanım efendi yatakta oyun oynama isteğiyle yanıp tutuşuyor, yorganın altına girip bizi de çağırıyor, neymiş orda cöööö oyunu oynayacakmışız:) henüz cümle kuramıyor ama maşaallah istekleri anlatbiliyor ve de bunlar  hiç bitmiyor:) eve saat 7 civarı varabiliyorum giriş çıkış saatlerimizde küçük bir oynama oldu.. evde yemek bulundurmam gerekiyor bu nedemek sizce? iftardan sonra ertesi günün yemeğini hazırlamak eveeet bildiniz:) ne zor geliyor ifter ettikten sonra ah ah:) herkese hayırlı iftarlar diliyorum afiyet bal şeker olsun yedikleriniz:)  ... Devamı

Sabah..

2006-09-19 10:52:00

Namaz İnsanı Kılar Dr. Senai Demirci ZAMAN puslu bir nehir gibi akıyor içinden. Kıyılarını bilmiyorsun. Nerede başladığını bilmiyorsun. Nerede bittiğini bilmiyorsun. Hangi yöne aktığını bilmiyorsun nehrin. Sadece akıyor, sadece akıyor. Çağıltısını duyuyorsun sadece. Yatağına kırgın gibi; bazen taşıyor, bazen duruluyor, bazen çekiliyor. Kimse kenarında kalmıyor bu nehrin; seni de içine çekiyor, sevdiklerini göğsüne alıyor, sevdalarını sürükleyip uzak denizlere döküyor. . . İçine kıvrılıyor gibi zaman. Göğsüne sokulup aşklarına dokunuyor, acılarını dokuyor. Aklında hesapları yarım bırakıyor, kalbinde yaralar açıyor, tenini dağlıyor. Hüsran içinde hüsran büyütüyor. Hayâl köprülerinin altından geçiyor. Taştan hatıralarını okşuyor. Kıvrım kıvrım içinden akıyor. Sana dokunuyor zaman. Seninle tükeniyor. . . İşte sabah. Lâl dudaklı bir sevgili zaman. Alnından öpüyor her şafak. Gözlerini açtığın yerde buluyorsun kendini. İşte bir kez daha varsın. Var edilmişsin. Uykunun çatlaklarından sızıyor gibi nehir. Elinden tutuyor; taze bir güne yolcu ediyor seni Sevgili. Kendini unuttuğun yerde yeniden hatırlanıyorsun. Kendini unutturduğun demde yeniden insan oluyorsun. Uyanıyorsun. Uyanıyorsun. Göz kapaklarını açmaktan fazlasını yapıyorsun. . . Bak seni bekliyor sevgilin. Yangınını ona sunsan, bütün yangınlar söner, ayrılıklara yol bulunur. Gözlerini ona aç, bir de onunla yan. Alnına serinliğini dokundur. Yaralarını onun yanında kanat. Onunla ağla. Ağla ki göz yaşlarına tek tanık olsun. Sevdalarını onun başucuna topla. Aşklarını çoğalt alnında. Ağla. . . Sevgiline koş. Gecenin örtüsü dağılsın. Şafağın saçları çözülsün. Gönlünü rüzgâr alsın. Bütün küsmeler küsüşsün, yalnız kalsın. Kavga kavgaya tutuşsun; kalbinden vurulsun. Hüzün hüzne bölünsün; azalsın, sıfırlansın. Ağla. Ağla ki gurbet gurbeti gurbete göndersin. Ağla ki gözünün yaşı ırmağa karışsın. . . Lâl dudaklı bir sevgili yolunu gözlüyor. Zaman seni sensiz kılıyor. Namaz seni sen kılıyor. Namaz insanı insa... Devamı

Mavi emzikli bebek..

2006-09-14 11:34:00

    SUR / LÜBNAN - Günlerdir İsrail saldırılarının durmadığı Lübnan’ın Sur şehrindeyiz. Güvenli olduğu gerekçesiyle yerleştiğimiz bir Ermeni ailenin evinde hem de. İlk kiraladığımız evin 200 metre yakınındaki 6 katlı bir binanın füze saldırısıyla tamamen harabeye dönmesinden sonra karar veriyoruz daha güvenli bir yere taşınmaya.Madam Laila yıllar önce Lübnan’a yerleşmiş bir Ermeni ailenin en küçük kızı. Her ne kadar Osmanlı devletine kızgın olsa da bizim için akşamları yorgunluğun üzerine patates kızartması ve salata hazırlıyor. “Laila teyze, anneminki gibi olmuş!” deyince “Faddal faddal, buyurun, buyurun” diyor gülerek. Biz de bu davete icabet ederek yemeğe oturuyoruz. Evin holünü paylaştığımız 5 kişiden 3’ü İspanyol, biri Kuzey Koreli, diğeri ise Kanadalı. Akşamları, Lübnan’da şahit olduğumuz manzaradan yola çıkarak İsrail’in saldırılarını konuşuyoruz. Bombalar aralıksız Bazukiye, Kana, Aytarun’u ve Sur’a yakın noktaları vuruyor. Her bomba sesinde yerimizden kalkıp birbirimize bakıyor ve mesafeyi tahmin etmeye çalışıyoruz. Aklıma birden, 2. Kana katliamı olarak tarihe geçen, 57 kişinin öldüğü ve benim son anda tanık olduğum katliam geliyor. Enkazın altından çıkan, mavi emziği hâlâ boynunda olan yaklaşık 1,5 yaşındaki bebek tüm dünyaya ders olmalı diyorum.İspanyol gazeteci Monica’ya bakıyorum bazen. Bomba sesleriyle zıplamaktan kendini alamıyor. Korktun mu deyince, “Bu kadar uzakta olmasına rağmen korktum, kim bilir oradaki küçük çocuklar nasıl korkuyorlardır.” diye cevap veriyor. Sonra gözlerinden yaşlar akıyor.İsrail, günlerdir kendilerince güvenli bir bölge oluşturabilmek için Lübnan’ın güneyini bombalıyor. 48 saatlik hava saldırısı sona erdiğinde riski göze alıp güneye doğru iniyoruz. Şoförümüz Muhammed amcaya sağa sola bakma, direkt devam et diyorum. Sağımızda solumuzda İsrail savaş gemisinden fırlatılan bombalar patlıyor. BM ve Kızılhaç’ın seyirci kaldığı katliamda yerel kurtarma ekipleri saldırılar nedeniyle kapanmış yolları açarak mahsur kalmı... Devamı

Havuç mu, yumurta mı yoksa kahve mi?

2006-09-12 16:22:00

Siz Hangisisiniz?  Havuç, Yumurta, Kahve.......Siz hangisisiniz?Bir baba ile kızı dertleşiyorlarmış. Kızı hayatında çok sıkıntı yaşadığının ve bunlarla nasıl baş edeceğini bilemediğini söylemiş babasına. Hatta sorunlar ardı arkasına devam ediyormuş hayatında. Babası kızını dinlemiş, dinlemiş ve "gel, sana bir şey göstereceğim!" diye kızını mutfağa götürmüş.Baba ünlü bir aşçı imiş. Ocağa 3 tane eşit büyüklükte kap koymuş, 3'ünede eşit su koymuş ve 3'ününde altını aynı miktarda yakmış. Ve 1. kaba bir havuç, diğerine bir adet yumurta, diğerine ise de bir avuç çekilmemiş kahve çekirdeği koymuş. Ve her üçünü de tam 20 dakika pişirmiş. Daha sonra ateşi kesmiş. Masaya 2 tane tabak ve bir tane boş bardak koymuş ve, ilk önce haşlanmış havucu alıp bir tabağa koymuş. Daha sonra artık epey pişmiş olan yumurtayı alıp bir tabağa koymuş. En sonunda da artık suya iyice sinmiş ve tam kıvamında kahve görüntüsü olan kahve'yi de alıp bir bardağa boşaltmış. Kızına şu soruyu sormuş : "Kızım ne görüyorsun? "Kızı demiş ki : "Havuç, yumurta ve kahve."Kızını elinden tutup masaya yaklaştırıp daha yakından bakmasını ve hissetmesini istemiş.Kızı demiş ki : "Ne görüyorum.. Haşlanmış yumuşak bir havuç (Bunu yaparken çatalı havuç 'a batırmış ve yumuşaklığını hissetmiş), artık pişmekten içi katılaşmış bir yumurta (yumurtayı eline almış, hatta bir tarafından masaya vurup, çatlatmış ve içini görmüş) ve bir bardak kahve." (Biraz içmiş) "Hatta tadı oldukça iyi" "Baba, bunu niçin bana gösteriyorsun?" diye sormuş."Bak demiş, hepsi aynı şekil kapta , aynı sıcaklıkta, aynı dakika pişti. Fakat hepsi bu etkiye farklı tepki verdiler. Havuç ilk başta sertti, güçlü idi. Ama kaynatılınca yumuşadı hatta güçsüzleşti. Yumurta çok kırılgandı, hafifçe dokunsan çatlayabilirdi, ama kaynatılınca içi sertleşti, hatta katılaştı. Bir avuç çekilmemiş kahve ise yine sertti, hepsi birbirine benziyordu, ama ısıtılınca ne oldu, bu kahve çekirdekleri, ısındılar, gevşediler, ve içinde oldukları suya yay... Devamı