CEN.NET CAFE

2009-01-27 15:32:00

v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) } v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) } Cami imamı Abdullah hoca, resmi işlerini yaptırmak için nufus müdürlüğüne gider. Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakıninternet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalır.Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim 'fesuphânallah'lar,estagfirullah'lar cektirir hoca efendiye, hem de peşpeşe:CEN.NET CAFECafe işleten delıkanlıya:- Evlâdım T.C. Kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?- Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim. Abdullah hoca başlar beklemeye. Boylelikle bulundugu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline.Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, Internet-cafe denilen yer burasıdır. Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur.Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan cikamiyorlarsa, ayrı telden ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür. Bir 'fesuphanallah' Bir 'fesuphânallah' daha çeker ve:- Ähir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendineHoca efendinin huzursuz olduğunu fark Eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur. En azından bu DA bir hürmet ifadesidir. 'Aferin' derken içinden, hayflanır, istemeden:- Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar. Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbihal etmeye karar verir:- Delikanlı sana bir şey soracağım AMA bilmem NE düşünürsün? - Buyurun amca, NE soracaktınız? - Sen Allah'i bilir misin?Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği joleli... Devamı

Çocuklar çiçektir...

2006-12-22 11:12:00

Çocukların Cinsel Sömürüsüne Karşı Siyah Gün    Saygıdeğer Okuyucular; Dünyada çocukların cinsel istismarı 20 milyar dolarlık bir utanç sektörü oluşturmustur.Milyarlarca çocuk bu iğrenç çarkın içinde sömürülmektedir.Bizler internet kullanıcıları olarak bu kirli çarkın artık dönmemesini ve kökünden kırılmasını istiyoruz.Sitelerimizi karartmamız belki bir çözüm değil ama bilinçli bir uyanışın ilk adımları olsun.Biz bloglarımızı kararttığımızda Vicdanı kararanların Yüzleri kızarmayacak ama bu bilinçli bir kesimin hala vicdanlarının kararmadığını gösterecekMilyonlarca çocuğun cinsel istismarını önleyip hayatlarının kararmasını engellemek maksadı ile 23 Aralık Cumartesi Günü bir gün süre ile ekranlarımızı karartıyoruz... Çocukların cinsel sömürüsüne karşı SİYAH GÜN Çocukların cinsel sömürüsüne karşı 23 Aralık Cumartesi günü 1 gün süreyle internet sitelerimizi karartalım. İnternet sitelerimizi karartarak Çocuklara, insanlığa yapılan bu saldırıyı protesto edelim. Haydi!   Ayrınyılı bilgi için www.blogcu.com/hussoloji  ... Devamı

Öyle bir sultana...

2006-11-26 21:15:00

          Habib baba, IV Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir. Yaşlı Habib baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda İstanbul’a gelmiştir. Yolculuğun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider… Niyeti şöyle iyice bir keselenip, paklanmak… bedenini de ruhuna denk kılmaktır. Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez. “Bugün” der, “Sultan Murad’ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.” Habib baba üzülür… rica minnet eder, yalvarır… “Ne olursun” der, “kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım. Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum…” bin bir dil döker… Hamamcı ehl-i insaftır. Dayanamaz, kabul eder… Hamamın en sonundaki küçük bir odayı göstererek… “Baba şu odada hızla yıkanıp çık, para da istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.”           Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar. Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onun da görünümü fakirdir. Ama sadece görünümü… ikinci müşteri tebdil-i kıyafet etmiş, IV. Murad’dır. O gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberi olan padişah merak etmiştir. “Hele bir bakalım “ demiştir, “bizim vezirler hamamda, bende uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?.” Ve bu merak padişahı tebdil-i kıyafet ettirerek hamama getirmiştir.           Az önce yaşananları bir kez daha tekrarlanır. Hamamcı “vezirler” der, almak istemez… Padişah ise, “ne olursun” der bastırır. Ve padişah galip gelir. Hamamcı onun yalvar... Devamı

Tamam mı?

2006-11-20 11:09:00

Tamam mı?   Unutma, tez geçer zulmün ezası, Sabretmeyi bileceksin; tamam mı? Yiğite ar değil bahtın kazası Hakka teslim olacaksın; tamam mı? Geri dönmek yoktur güneş doğmadan; Rahmet nuru karanlığı boğmadan, Hakikat yolunda boyun eğmeden, Gerekirse öleceksin; tamam mı? Yenilir mi inanmışın imanı? Böyle bir gerçeğin olmaz gümanı. İnşallah başlarsa hesap zamanı, Haklarından geleceksin; tamam mı? Yolumuz her zaman Allah yoludur; Bu yoldaki ölüm oğul balıdır. Hak, haklının en mukaddes malıdır; Vermezlerse alacaksın; tamam mı? Çevirmez âhını Allah öksüzün... Pek basittir devrilmesi köksüzün Her kim olsa, haksızlığı haksızın Suratına çalacaksın; tamam mı? Uyuşukluk şifa bulmaz illettir. Korkaklık en âdi, en pis zillettir Adalet ne güzel, ne hoş nimettir. Hep doğruyu bulacaksın; tamam mı? Yalana hayır de, gerçeğe evet... Mücadele şarttır, kalsan da tek fert. Bir de ötesi var buranın elbet; Nasıl olsa güleceksin; tamam mı? Abdurrahim Karakoç   (Bu şiiri lisede ezberlemiştim, şimdi karşıma çıkınca bir hoş oldum paylaşmak istedim:) Devamı