İlkay

3/3/2008 - KRALIN EŞLERİ

Kategori: nacizane
Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten kralın dört eşi varmış.

Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini, en iyisini ona verirmiş.

Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır,üzerine titrermiş.

Kral ikinci eşini de severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş.

Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Onu en çok seven, karşılık beklemeden seven, sağlığına ve hükümranlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen, kral bu eşini hiç sevmez ve onunla hiç ilgilenmezmiş.

Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini anladığı ve öldükten sonra yalnız kalmaktan çok korktuğu için, eşlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş.

En çok sevdiği dördüncü eşine,

- "Ölüm yolculuğunda bana eşlik etmek ister misin?" diye sorduğunda, aldığı yanıt kalbine bir bıçak gibi saplanan, kısa ve net,

- "Mümkün değil!" olmuş.

- "Hayatım boyunca seni sevdim, sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin?" sorusunu üçüncü eşi,

- "Hayır, hayat çok güzel. Sen ölünce ben yeniden evleneceğim." diye yanıtlamış ve kral bir kez daha yıkılmış.

- "Her sorunumda, her zaman yanımda olan, bana yardım eden sendin. Bu sorunumda da bana yardımcı olur musun?" sorusuna karşı, ikinci eşinden,

- "Bu sorunun için bir şey yapamam. Olsa olsa sana mezarına kadar eşlik eder, güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım." karşılığını almış.

Büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta olan kral birinci eşinin sesiyle irkilmiş:

- "Nereye gidersen git, seninle olurum, seni takip ederim."

- "Ah!" diye inlemiş kral;

- "Keşke bir şansım daha olsaydı..."

* * * * * * * * * * * * * * *


ASLINDA YAŞAMDA HEPİMİZ DÖRT EŞLİYİZ.......

Dördüncü eşimiz :"VÜCUDUMUZ !!!"

Onun güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım, öldüğümüzde bizi terk edecektir.

Üçüncü eşimiz :"SAHİP OLDUĞUMUZ SERVET ve STATÜMÜZ !!! "

Ölür ölmez başkalarına yar olacaktır.

İkinci eşimiz :"AİLE ve DOSTLARIMIZ !!!"

Tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey, bu dünyadan gözleri yaşlı bizi uğurlamak olacaktır.

Ve birinci eşimiz :"RUHUMUZ !!!"
Yorum (15) :: Bağlantı

11/12/2007 - ..

Kategori: nacizane

 

Gelmeler ve gitmelerle dolu uzun bir zaman dilimiydi yaşadığımız..

Hala da yaşamakta olduğumuz, çoğu zaman hüzün dolu geceler ortak olurdu gözyaşlarımıza kimi zaman mutlu gülümseyişler..

Koca bir imtihan..

Belki her geçen gün zorluğuna alıştığımız ama gönüllerimizi  bir o kadar da karamsarlaştıran..

Belki de biz abartıyoruz zor olmayan ama kendi ellerimizle çıkmaz sokaklar haline getirdiğimiz güzel yaşamımızı..

Hangi dala atsak elimizi gülleri soluyor gönül fidanımızın..

Biliyorum bizi bekleyen ve bizim için en hayırlı olan gülümüz bekliyor büyük bir sabırla ama gel gör ki aynı özveriyi bizler gösterip sabredemiyoruz çoğu zaman..

Rabbim güç ver ruhlarımıza, gönüllerimize, alışmak zorunda olduğumuz ayrılık duygusunu nakşetme ruhlarımıza..

Sevdamız ebeden inşallah…

 

Yorum (23) :: Bağlantı

26/10/2007 - selam

Kategori: nacizane

Hayırlı cumalar herkese…

 

Dün akşam kardeşciğimin isteğiyle yalancı profiterol yaptım işten çıkınca

Hiç bu kadar lezzetli olacağını tahmin ederek yapmamıştımJ

www.blogcu.com/sahraesintisi blogcu kardeşten aldık tarifini:)

tavsiye ediyorum hem çok kolay hem de çok hafif, yemek üzerine rahatlıkla yenebilecek, bayıltmayacak bir tatlıJ

 

berraya hala tuvalet alışkanlığı kazandıramadık…

dün akşam da bayağı uğraştık ama evin muhtelif yerlerinin çişş lenmesiyle ellerimizde bezlerle temizlik yapmaktan  helak oldukJ

üstüne bir de sallanmaya uğraşırken çekyatın yan korkuluklarında düştüL burnunun üzerine düşmüş uzun müddet ağlayıp sızlandıktan sonra duruldukJ

 

LC Waikiki nin el değiştirdiğine dair söylentiler dolanıyor nette, Leyla Zana devralmış felan deniyor bir bilgisi olan var mı? Görüyon mu lc Waikikiden de olduk…

 

Güzel bir hafta sonu dilerim herkese…

Yorum (10) :: Bağlantı

19/10/2007 - Cuma

Kategori: nacizane

 

Kulağıma sela sesi geliyor uzaklardan..

Bir kez daha hatırlıyorum bugünün Cuma olduğunu

Kadro defterlerinin arasında boğulmak üzereyken ara verip küçük bir yazı eklemek istedim bloğuma ve ekliyorumJ

 

Hafta sonu ne yapsam diye düşünüyorum, hava güzel görünüyor bozulmaz iseJ ailecek küçük bir gezinti yapabilsek çok iyi gelecek ruh halime…

 

Aslında her bayanın yapmak istediği gibi, elime bol para geçirip gönlümce alış veriş yapmak istiyorum bu aralar:D tabi ki yanlış bir düşünce, para harcayınca sıkıntıların harcadığın paralar gibi yok olmuyor ama ne yapayım bunaldım bu aralarJ

 

Kız kardeşim tuğba akşamları eve gelip haldır haldır ders çalışıyor üniversite sınavlarına girmeye karar vermiş… aslında benim de aklımda vardı bu sene lise mezun vermeyecek ya sınava katılım bayağı bir az olacak yani şans daha yüksek ama kendimde ders çalışacak güç bulamıyorum ne yazıkki…

 

Kızım her sabah işe giderken gitmemem için alt dudağını düşürüp “seni çok özledim ben gitme” diye ağlıyor… sana ne alıyım gelirken deyince, sayıyor bir sürü şey ve sonrasında da  “uzaklara gitme ama tamam mı “diye ekliyor ve yolcu ediyor beni…

 

Cumamız hayır ve bereket ile geçsin inşallah…

 

Anladım işi; Sanat Allah’ı aramakmış, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış… NFK

 

 

Yorum (10) :: Bağlantı

5/10/2007 - Seni Seviyorum...

Kategori: nacizane

Seni Seviyorum

Çünkü;

 

Bana aşkı öğrettin,

Bana örneksin,

Bana rahmetsin,

Dünya karanlıklarda iken nurunla aydınlattın,

İbrahim’in duası, İsa’nın müjdesisin,

Adem bile senin adın ile kurtuluşa erdi,

Adın göklerde vuslat idi,

Karanlık denizlerde,

Sığınılacak bir koydu adın,

Senin için koca kainat,

Senin için tüm sevdalar,

Rabbim en çok Seni sevdi,

En Sevgilisin,

Yitik düşlerimizde bize ışıksın,

Her günahımızda her yanlışımızda

Duacımızdın...

 

Seni Seviyorum

Çünkü

Sen hayat kaynağımsın…

 

Müjdecim Kurtarıcım, Efendim Peygamberim,

Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim…N.F

 

Hayırlı Cumalar dilerim…

 

 

Yorum (14) :: Bağlantı

18/9/2007 - Ramazan Ayı

Kategori: nacizane

 

Hayırlı Günler…

Zaten çok da hayırlı günlerdeyiz şimdilerde

  

Biraz izin yaptım, nerelere gittin derseniz, öyle tatil falan yok, aile ziyaretleri ve sonunda da evde oturuşJ

 

Evdeki pc kablolarındaki bir problem sebebi ile devre dışı, o yüzden izin müddetince kimselere ziyarete gidemedimJ

 

Dün eşimle Eyüp Sultan Camiine gittik, ne huzur verici bir mekan Allahım… kitap fuarından kızıma bir kaç kitap aldık, bir sevindi ki sormayın, ama sonrasında bunu da anlat bunu da anlat dilimiz damağımıza yapıştı tüm kitaptaki resimleri anlatacağız diye:)

 

Elhamdülillah oruç ile aram çok iyi, hiçbir problem yok çok şükür..

 

Mubarek Ramazan-ı Şerif Ayının 6. gününü ihya etmeye çalışırken yarım yamalak, Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul etsin, bu günlerin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı bağışlasın, dualarımızı da kabul buyursun inşallahJ

Yorum (13) :: Bağlantı

21/8/2007 - Türkçe ezanda çevrilmeyen tek kelime...

Kategori: nacizane

 

NOT: BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM:) YAŞLANDIK VALLA...

 

 

 Biliyor muydunuz, Türkçe ezanda Allah kelimesi dâhil her kelimeyi
değiştirmişler, sadece bir kelimeye dokunmadan olduğu gibi bırakmışlardı.
  Hangi kelime olduğunu izah edeceğim. Ama önce gelin, Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın, 18 Temmuz 1932 tarih ve 636 sayılı genelgesiyle ezan ve
kametin Türkçe okunacağını bildiren kararının ardından, tam 18 yıl boyunca
Türkçe okunan ezanın ilk defa Arapça okunduğu gün Edirne'den Artvin'e,
Sinop'tan İskenderun'a kadar tüm Türkiye'yi gözyaşlarına boğan günün
hikâyesine bir göz atalım.

 Tarih 16 Haziran 1950.

 Yani tam 57 yıl öncesi.

 Yer Sultanahmet Meydanı.


Bir dönem Diyanet İşleri Başkan Vekilliği de yapan, 2006 yılı mayıs
ayında kaybettiğimiz Yaşar Tunagür Hoca verdiği bir röportajda o günü şöyle
anlatıyor:  "Ezanın Türkçe okunduğu günlerdi. Cuma namazlarını Sultanahmet
Camisinde kılmayı kendime adet edinmiştim. Cuma namazlarını meşhur Hafız
Saadettin Kaynak kıldırırdı. Yani ilk defa Türkçe ezanı okumuş olan
Hafız...

Yine böyle bir Cuma günüydü ve Sultanahmet camisine namaz kılmaya
gidiyordum. Fakat her zamankinden farklı olarak caminin avlusunda büyük bir
kalabalık ve telaş vardı. Ben ve yanımdaki arkadaşım, merakla cami avlusuna
doğru ilerledik. Baktık ki caminin içinden çok, avluda insan var. Onlar bir
şeyler duymuşlar ama biz henüz bilmiyoruz. Girdik içeri. Avluda baktık ki
herkes yukarı bakıyor. Camiye giren falan yok. Herkes yukarı bakıyor.
Birden cami minarelerinin bütün şerefelerinden, "Allahu Ekber! Allahu
Ekber!" diye Arapça Ezan okunmaya başladı. Meğer caminin imamı olan
Saadettin Kaynak, her bir şerefeye bir müezzin yerleştirmiş, birbiri ardına
nasıl ezan okuyacaklarını da onlara güzelce tembihlemişti. Durumdan haberi
olmayan caminin içindeki cemaat da Arapça Ezanı duyar duymaz kendilerini
dışarı attı.

Avlu hıncahınç doluydu. Herkes İstanbul semalarını inleten Arapça Ezanı
dinliyordu. 14 müezzin 6 minarenin 14 şerefesinden biri başlıyor, öbürü
bitiriyor, yarım saate yakın sürdü ezan. Bunu, İstanbul'un diğer camileri
takip etti... İstanbul'un bütün minarelerinden, yıllardır özlemini
çektiğimiz ezan sedaları yükseliyordu göklere... Bir an için rüyada
olduğumu sandım. Fakat bu bir rüya değil, gerçekti. Minarelerden Arapça
Ezan okunuyordu. (Duygulandı ve gözlerinden akan yaşları sildikten sonra
devam etti): Arapça Ezan sesini duyan herkes olduğu yerde durmuştu. Sanki
yere çivilenmiştik; ben ve Sultanahmet Meydanı'nı dolduran bütün
insanlar... Sokakta oynayan çocuklar bile oyunlarına ara verip, Allahu
Ekber, Allahu Ekber'leri dinler oldular... O an anlatılmaz, yaşanır
ancak... Büyük bir daüssıladan sonra, öz vatanımıza kavuşmuş gibiydik...
Allah bir daha göstermesin o günleri..."

Türkiye ayakta...

O gün ülkenin dört bir yanında benzer manzaralar yaşandı.
Ezanın Arapça okunmasına imkân kılan Meclis kararı o gün radyolardan ilan
edilince, Türkiye'nin dört bir yanında halk sevinçten sokaklara döküldü.
Tüm gözler minarelere çevrildi ve ilk ezan sesi beklenmeye başlandı. Halk
sevinçten çılgına döndü. Gözyaşları tüm Türkiye'de sel olup aktı. Yasanın
17 Haziran 1950 tarihli resmi gazetede yayınlandığı gün, aynı zamanda
Ramazan ayının da ilk günüydü. Bu durum halktaki duygu yoğunluğunu daha da
artırdı.
Gelelim yazıya başlık olan ayrıntıya.

Aralarında Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi isimlerin
bulunduğu komisyonun çevirisini yaptığı "Türkçe ezan" metni şöyleydi:

'Tanrı uludur, Tanrı uludur
Şüphesiz bilirim, bildiririm
Tanrı'dan başka yoktur tapacak.
Şüphesiz bilirim, bildiririm
Tanrı'nın elçisidir Muhammed.
Haydin namaza, haydin namaza
Haydin felâha, haydin felâha
Tanrı uludur, Tanrı uludur
Tanrı'dan başka yoktur tapacak.''

İşte o kelime...

Ezanın Türkçeye çevrilmeyen tek kelimesi 'felâh' oldu.
Sebebi, halkın felah kelimesinin 'kurtuluş' anlamına geldiğini
bilmemesini sağlamak ve ezan okunurken, "haydin kurtuluşa" manasına gelecek
bir çağrıda bulunmamaktı.

Allah'a ulaşmak özgürlüklerin en güzelidir. O an tüm dünyevi ayak

bağlarından sıyrılır ve başka bir boyuta geçer insan. Namaz bu duygunun en
yoğunluklu yaşandığı andır. O an kendine gelir ve her şeyiyle Rabbine döner
insan. Kula kul olmaktan kurtulur. Hani Milli Şairimiz Mehmet Akif, "O rükû
olmasa dünyada eğilmez başlar..." der ya... İşte namaz insana, Allah'tan
başka kimseye boyun eğmemeyi talim ettirir.
İşte ezanı Türkçeye çevirenler, 'felah' kelimesini de Türkçeye çevirip
"haydi kurtuluşa" anlamına gelen bir çağrıya zemin hazırlamamakla, namazın
temel fonksiyonunu acaba nasıl etkisizleştirebiliriz düşüncesinde
olmuşlardır. Şimdilerde ara ara aynı düşünceyi seslendirip "millet
anlamıyor, Türkçe okunsun" diyenlerin amacı milletin anlaması değil,
değerlerinden kopmasının kapısını aralamaktır.

Milletin değerleriyle cebelleşmeyi kendine vazife edinen dünyanın başka
neresinde bu tür insanlar vardır acaba? Çok yazık. Çok şükür o günler
geride kaldı. Geri getirme heveslilerinin çabaları da kursaklarında kalmaya
mahkûmdur.

Allah bugünlerimizi aratmasın.

 

Osman Özsoy

Yorum (29) :: Bağlantı

17/8/2007 - cuma

Kategori: nacizane

"Ey Rabbim! Senden bildiğim ve bilmediğim hayrın hem çabuk, hem geç olanını istiyorum. Ey Rabbim Re­sûlünün senden istediğini istiyorum, Resûlünün sana sı­ğındığı şeyden ben de sana sığınıyorum. Allah'ım benim için kaza ettiğin şeyin âkibetini doğru yola ulaştır.” (İbn Mace Dua 4)

 

 

Bir cumaya daha eriştik elhamdülillah..

Cumaları ayrı bir severim ben hem mübarek gün hem de hafta sonu..

 

Bu hafta öyle uykusuz geçti ki benim için..

Evimden yani Pendikten gelip gittim işe..

Kızıma da babası baktı..

Güzel güzel geçindiler baba kız..

 

Annemle babam giresuna gittiler fındık altı biçiyorlar her sabah öğleden sonraları çise düşüyormuş, yatış pozisyonu anlayacağınız (yani çalışamıyorlar yağmurlu olunca)..

İstanbul rahmete hasret, Karadeniz ise yağmursuz güne..

 

Yasin okuyup Allaha bizim için dua eden herkesten Rabbim razı olsun..

İnşaallah dualarımız kabul olur..

 

Hafta sonu sahile inip kahvaltı yapmak istiyorum…

Şöyle mükellef bir sofra iyi olur püfür püfür..

 

Hayırlı cumalar ….

 

Yorum (3) :: Bağlantı

9/8/2007 - 40 yasin...

Kategori: nacizane

         

MİRAÇ GECEMİZ HAYATIMIZDA YENİ BİR MİLAD OLSUN İNŞAALLAH

GECEMİZ HAYIR VE BEREKET GETİRSİN HAYATIMIZA...

.

.

.

 

Daha önce eşimin işi ve tayini ile ilgili sıkıntılar yaşadığımızı belirtmişti.

Şimdi mahkeme sonucu için 40 yasin okumak istiyorum hayırlı haberler duymak için,

Rabbimin hayır kapılarını bize, ardına dek açması için... 

1 yasin okumak isteyen arkadaşlardan da vakti olmayandan da Allah razı olsun...

ben kendi adıma 10 tane alıyorum  Allah kabul ederse,

yağmursonu arkadaşım aldı 1 tane

 

almak isteyen olursa yorumlara yazsın yazıda güncelleştireceğim.

Ağustos sonuna kadar diyelim süresine de ...

Rabbim hakkımızda hayırlı kararlar alsın inşaallah...

 

İlkay                       10

Yağmursonu            1

birdemetumut          3

masaal                     2

Levent                     1

cerenim11              3

betül                       8

Kelebek                  1

Kasımpatı              1

Yeşim                     2

Tuğba                    5

Asheke                   1

Fuad amca            2

Yorum (20) :: Bağlantı

8/8/2007 - felsefe..

Kategori: nacizane

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun  birine düşmüş.
Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte.
Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine  de toprakdökülmüştü.
Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde.
Ayıptır söylemesi, anırdı yani.
Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.
Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor.  Üstelik yaralanmış.
Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden  adamcağız köylüleri yardıma çağırdı.
Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.
Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez.
Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek.
Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü.
Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha  yükseldi .
Ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu.  Köylüler ağzı açık bakakaldı.

Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.   Ne bazeni, çoğu zaman.

Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.

Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp
silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.

Kör kuyuda olsak bile...

Yorum (3) :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Elif Berra (Minik Kelebek)

Kategoriler

  • Elif Berra
  • nacizane
  • Arkadaşlarım

    tugbatugba
    ebrese
    ucarsu
    dilbeste
    esin
    temizekran
    smiling
    milkboy
    shekkercik
    mehtapligeceler
    suzidil
    mag0323
    nefesimsin2
    isra
    acar6
    mavidiyar
    mavizara
    raciegi
    ehalimyilmaz
    kartopum
    KeLeBeKk
    zelis
    tibette7yil
    empati
    Ozdemir
    extacyESC
    omers
    birlikteyiz
    sinemcik
    ebrar06
    dernekli
    halime
    blogekle
    erdemersin
    rumuzsehadet
    meryemcim
    oklum
    ruzgarlisokak
    melan
    yellowdaisy
    erdemselvi
    tuense
    IREEN
    nuran41
    unimer
    zeytinburnuimamhatip
    bstrawberyb
    mavisevdalar
    konjenital
    Icha
    caglar
    calinus
    calmevie
    mahlas
    dilaran
    subune
    ozguluntarifleri
    AsRoJ
    hurricanee
    1982fatma
    byuarsiyu
    visal
    FirlamaKaciklar
    dungeon
    azizefedogan
    nurtalebesi
    yaseminnce
    icinizdenbiri
    ZALIMMM
    aysemmm
    adfun11
    senasert
    nergizcankul
    ibnarabi
    sufikalbi
    tukan
    edebiyatvakti
    omergurel
    KASIMPATI
    COMPETE
    ciwciw
    eroman
    BAYANX
    eyupzaferi
    hadi
    benpacella
    unsal1
    gozum
    fuadyusufoglu
    Mansur
    furkanmuratt
    subebegi
    sevince
    rindiseyda
    seyyma
    lezzetblogu
    acelyaxxx
    nurislam
    talia
    oznurbursa
    gulsah20
    H2SO4
    acilarparki
    kalemhane
    sessizofke01
    Lebiderya
    beyazgelinciik
    uzlet
    hulos
    SUSKUNSOKAKLAR
    sacLariyagmurLukiz
    deliyimzalimmm
    tuensse
    karanlikadam
    shrub
    enedamra
    ahmetcan12
    enekuaybe
    chatty
    kalbeinennur
    ASFUR
    dalyadombik
    tibet
    ONLARuyurken
    chattytuensse
    sonsuzlukkervani
    pehlivanturkey
    sensinsebep
    lataif
    eglencecafe
    mihri
    birdemetumut
    mehmetorhandurdu
    masaal
    Syrna
    pacelladan
    sivist
    ihya
    siberdevlet
    beria
    melikeprensessss
    kelebekgibi
    yaseminncee